YAZI & FOTOĞRAF : HAMZA GÜNDÜZALP
Belki de Akşehir denilince birçoğunuzun aklına ilk Nasreddin hoca geliyordur çünkü Nasreddin hoca Akşehir ile özdeşleşmiştir artık. Bu yazımda sizlere Anadolu’nun bu güzel ilçesinin farklı bir yönünden bahsedeceğim.
Akşehir artık günümüzde Nasreddin Hoca’nın yanında hava sporlarına elverişliliği ile de tanınıyor. Akşehir bu alanda özellikle de yamaçparaşütü sporunda oldukça iddialı. Günümüzde yamaçparaşütü yapılan birçok pist şehir merkezine olan uzaklıkları nedeniyle dezavantajlı sayılmaktadır. Bu sporda oluşabilecek herhangi bir kaza sonrasında yapılacak doğru ve hızlı sağlık müdahalesi hayati önem taşımaktadır. Akşehir bu açıdan avantajlı bir konumda bulunmaktadır. Uçuş pistinin şehre olan uzaklığı sadece 5 kilometredir ve özel araçla 15 dakika gibi kısa bir sürede şehir merkezinden piste ulaşılabilmektedir. Bu da oluşabilecek herhangi bir olumsuzluk durumunda hızlı sağlık müdahalesi yapılmasını kolaylaştırmıştır.
YAZI & FOTOĞRAF : NURCAN TARHAN
Faaliyet, faaliyet diye yanıp tutuşurken, şehrin kalabalığında çığlık atma hissi artmış, doğanın mucizelerine ihtiyaç duymuşken tamda, bu sırada evet evet, tam bu sırada, hadi gidiyoruz arkadaşlar incilerden birine Kaldı’ya …
Doğa’yı özlemişken, bu defa yurdun göbeğine, İç Anadolu’ ya çevirdik rotayı. Aladağlar'a gitmeli Kaldı’yı ziyaret etmeli, ikramlarını kabul edip, sineye alıp dönmeli dedik.
Nihayet çıktık yola. Önce Niğde’ye vardık. Bunun şerefine ilk iş birer Niğde gazozu patlatmak oldu tabii.. Olmazsa olmaz ayinlerdendi bu bizim için, Niğde’ yi en derinlerde hissetmek lazımdı. Yeni otogardan, eski otogara yüklendik çantaları Çamardı minibüslerine yetişmek üzere. Biz yoldayken, aynı saatlerde, güler yüzünü görmek, tatlı sohbetini etmek için sabırsızlandığımız Salim amcamızda orda bekliyordu bizi. Ve işte ilerde bir traktör göründü bile, dediğim gibi Salim amca bizi bekliyordu. Salim amcanın elini öpüp atladık traktörüne. Bir elmanın, 3 elma gücünde suya sahip olduğu, bahçesinden topladığı muhteşem elmalarından sunmuştu hepimize. Elmalar eşliğinde traktör seyahatimiz, o kadar soğuğa, o kadar sıkışıklığa rağmen dünyanın en zevkli yolculuklardandı...
HAZIRLAYAN : HASAN KASAPOĞLU
Spora beş buçuk yaşında jimnastik ile başladım. Spora ailem teşvik etti. Annem ve babam sporcu olmamalarına karşın sporun bireye kazandırdıklarının farkındaydılar. En azından zeki, çevik ve ahlaklı yapacağını biliyorlardı. Jimnastikten sonra Efes Pilsen’de küçük takımda basketbol oynadım. Sonrasında 16 yıl devam edecek kürek sporuna başlangıcım oldu. İyi ki de başlamışım. Zira ülkemize dünya şampiyonasında ilk madalyayı ( İskoçya 1992 Dünya 3. lüğü ) kazandırdım. 1992 Barcelona Olimpiyat Oyunları’na katıldım. Maalesef ülkemizden olimpiyatlara katılan ilk ve halen tek kürekçi olma şerefini taşıyorum. Maalesef diye başladım çünkü ne benden önce ne de benden sonra olimpiyat seçmelerini aşıp katılan olmadı. 2000 yılında Camel Trophy finalist olma serüvenimle başlayan macera yarışı düşkünlüğüm 2002 yılında Team Touareg Turk Macera Takımı’nı kurmamla devam etti ve 2008 yılında da Patagonya da ekspedisyon dalında dünya 3. sü olduk.
YAZI & FOTOĞRAF : HASAN KASAPOĞLU
İkinci Nilüfer Dağ Bisikleti Yarışı, Atatürk Kent Ormanı’ndaki zorlu parkurda gerçekleşti. Bursa şehrinin kıyısında Uludağ eteklerinde yer alan nadide bir yapı olan Atatürk Kent Ormanı dağ bisikleti konusunda harika bir yer. Patikaları, orman içi daracık yolları, inişleri ve çıkışları ile tam bir outdoor spor mekanı.
Bursa outdoor sporlar konusunda gerçekten haklı ve özel bir yere sahip benim için. Bu durumda Uludağ’ın büyük etkisi var diye düşünüyorum. Benim için oldukça kutsal bir yere sahip olan Uludağ kültürde ve sporda da etkisini hissettiriyor. Uludağ’ın yamacında şehre yakın, ulaşımı kolay bu alanda spor yapmakta fotoğraf çekmekte ayrı bir keyif gerçekten.

Herkese merhabalar, Bodeka’ya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ediyorum. Ben Şevket Kocaydın,51 yaşındayım ve makine mühendisiyim. Şu anda da otomotiv sektöründe yer almaktayım. Deniz kayağı ise tamamen bir hobi olarak gelişti diyebilirim. Yani çok sporcu bir kökenden gelmiyoru. İlk deniz kayağına 1982 senesinde Almanya’da rastladım. Daha sonra 1992 senesinde Türkiye ’ye dönünce bu sporla ilgilenebileceğim arkadaşlar aradım kendime. Birkaç arkadaş bir araya geldik ve 15 senedir bu sporla ilgileniyoruz. Önce sadece kendi aramızda ilgilendiğimiz ve faaliyet gösterdiğimiz bir arkadaş grubuyduk, sonra bunu derneğe dönüştürmeye karar verdik. Derneğimizin kuruluşu da 2006 senesinde gerçekleşmiş oldu.
YAZI & FOTOĞRAF: HAMZA GÜNDÜZALPYamaçparaşütünde 2009 yılının en renkli festivallerinden birisi de Amasya'daydı… İnternetten takip ettiğimiz kadarıyla festivale yaklaşık 300 kişilik bir katılım bekleniyordu. Biz de birkaç günlük bir hazırlıktan sonra 6 kişilik bir ekiple macerayı takip için düştük yine yollara. Biraz maceralı ve uzun süren yorucu bir yolculuktan sonra Amasyaya ulaştık.
Amasya gerçekten çok enteresan bir şehir. Baktığınız her yer sizi tarihin derinliklerine sürükleyip götürüyor. Doğuda Ferhat dağı, batıda Kırklar dağı; ikisinin arasından Yeşilırmak, yeşil yeşil süzülüp gidiyor. Yamaçlarda Amasya'nın birbirinden güzel evleri... Yüksekçe bir kayanın üzerinden tarihi bir kale vadiyi koruyor ve nehir boyunca uzanan tarihi evlerin o muhteşem görüntüsü suda yansıyor. Kültürlü ve sevecen insanı, güzel iklimi, muhteşem doğası ve son derece zengin tarihi dokusu ile bir açık hava müzesinden farksız olan Orta Karadeniz’in bu tarih kokan ilini bence herkes görmeli.




